Monday, March 12, 2018


 İstanbul, 22.01.2018 Konuğumuz Nihal Erem’in 20 Ocak 2018 tarihinde Gürel Art Sanat Galerisi’nde açılan resim sergisiyle ilgili haberler aşağıda yer almaktadır.


Ressam Nihal Erem'in Retrospektif Sergisi Açıldı
Ressam Nihal Erem'in hayatının farklı dönemlerinde ürettiği eserlerden oluşan retrospektif sergisi, sanatseverlerle buluştu.
20 Ocak 2018 Cumartesi 21:17
Haberler.com

Ressam Nihal Erem'in hayatının farklı dönemlerinde ürettiği eserlerden oluşan retrospektif sergisi, sanatseverlerle buluştu.
Gürel Art Space'te izlenime sunulan sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan 92 yaşındaki Erem, resim sanatına çocukluk yıllarında başladığını söyledi.
Erem, kendisinin resme başlamasında babasının ve annesinin büyük bir etken olduğunu belirterek, "Biz 2 kardeşiz. Kardeşim mimar ressam Nejat Erem ile bana, babam, biz çocukken her zaman elimize sulu boya ile ilgili boyalar olsun, fırça olsun, kağıt olsun hepsinden verirdi." dedi.
Sanat hayatı boyunca ürettiği birçok eseri sevdiği insanlara hediye ettiğini dile getiren Erem, şöyle devam etti:
"Hiçbir zaman aklıma gelmedi bir sergi filan açmak ama bugünkü sergi benim 3. sergim ve herhalde son sergim olacak. İlkini 1988 yılında Yapı Kredi Bankası'nın Kazım Taşkent Sanat Galerisi'nde, ikincisini ise 1991 yılında Adana Akbank Kültür ve Sanat Hizmetleri Galerisi'nde açtım. Bu sergiler hep çevremin ilgisi ve teşvikiyle oldu."
"Sanat her zaman bir yaşam gayesi olmalı"
Kurşun kalem, sulu boya, rapido, pastel, kolaj, guaj, yağlı boya gibi farklı malzeme ve teknikler ile eserler üreten Erem, resimlerinde serbest temalar işlediğine işaret ederek, "İçimden o sıralar ne geliyorsa, çevremde gördüklerimden, figürlerden kolaj, siyah beyaz çalışmalar, çeşitli türlerde çalışmalar yaptım. Sonra Seta Hidiş atölyesinde 1970'lerde devam ettim. Orada da arkadaşlarla beraber bir stüdyo çalışmaları yaptık." diye konuştu.
Erem, resim sanatına başlayan gençlere de tavsiyelerde bulunarak, "Her zaman resim gibi bir hobi lazımdır. Resme merakı olanların devam etmelerini isterim. Muhakkak geleceği de düşünsünler, günlük yaşantıda da resim insanın içini açma, dökme hissini uyandırır. Hiç ihmal etmesinler. Sanat her zaman için bir yaşam gayesi olmalı." ifadelerini kullandı.
Gözlerindeki rahatsızlıktan dolayı artık resim yapamadığını, fakat çeşitli konularda köşe yazıları kaleme aldığını dile getiren Erem, "Şimdiye kadar 85 yazım var. Haftada bir gün köşe yazısı gibi yazılar yazıyorum. Hayatıma dair yazdığım kitaplar da var. 'Kulaktan Göze-Gözden Ele' başlıklı kitapta bütün aile durumum, kendi hayatım, eğitimim yer alıyor. Ayrıca çeviriler yapıyorum. Orta okulu İngiliz okulunda okudum. Türkçe'den İngilizce'ye tercümelerim de var." dedi.
Akasya Bakım ve Yaşam Merkezi'nde yaşamını sürdüren Erem, ayrıca merkezin kendisinin üretken yaşamına devam edebilmesinde önemli payı olduğunu sözlerine ekledi.
"Çok özel bir sanatçı"
Gürel Art Space'in yöneticisi Levent Gürel ise sergide Nihal Erem'in 1970'li yıllar ve 1990'lı yılların sonuna kadar ürettiği, 40 eserin sergilendiğini belirtti.
Gürel, galeri olarak Erem'in eserlerini sergilemekten çok mutluluk duyduklarını ifade ederek, "Kendisi gerçekten çok özel bir sanatçı. Hem eserleriyle hem de kişiliği ile hepimizin örnek aldığı bir insan, yaşam enerjisi ile olsun, bakış açısıyla olsun... Gerçekten kendisi hayatı boyunca çok fazla eser üretmiş ve çok hoş işler. Onunla bir sergi yapmak da uzun zamandır aklımızdaydı." değerlendirmesinde bulundu.
Sergi, 10 Şubat'a kadar görülebilecek.

Ulusal Kanal 20 Ocak 2018

Ressam Nihal Erem'in retrospektif sergisi açıldı

"Resme merakı olanların devam etmelerini isterim. Muhakkak geleceği de düşünsünler, günlük yaşantıda da resim insanın içini açma, dökme hissini uyandırır. Hiç ihmal etmesinler. Sanat her zaman için bir yaşam gayesi olmalı"

Ressam Nihal Erem'in retrospektif sergisi açıldı 20 Ocak 2018 Cumartesi 21:15 A + A - Yazdır

 Ressam Nihal Erem'in hayatının farklı dönemlerinde ürettiği eserlerden oluşan retrospektif sergisi, sanatseverlerle buluştu.
Gürel Art Space'te izlenime sunulan sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan 92 yaşındaki Erem, resim sanatına çocukluk yıllarında başladığını söyledi.
Erem, kendisinin resme başlamasında babasının ve annesinin büyük bir etken olduğunu belirterek, "Biz 2 kardeşiz. Kardeşim mimar ressam Nejat Erem ile bana, babam, biz çocukken her zaman elimize sulu boya ile ilgili boyalar olsun, fırça olsun, kağıt olsun hepsinden verirdi." dedi.
Sanat hayatı boyunca ürettiği birçok eseri sevdiği insanlara hediye ettiğini dile getiren Erem, şöyle devam etti:
"Hiçbir zaman aklıma gelmedi bir sergi filan açmak ama bugünkü sergi benim 3. sergim ve herhalde son sergim olacak. İlkini 1988 yılında Yapı Kredi Bankası'nın Kazım Taşkent Sanat Galerisi'nde, ikincisini ise 1991 yılında Adana Akbank Kültür ve Sanat Hizmetleri Galerisi'nde açtım. Bu sergiler hep çevremin ilgisi ve teşvikiyle oldu."

"Sanat her zaman bir yaşam gayesi olmalı"
Kurşun kalem, sulu boya, rapido, pastel, kolaj, guaj, yağlı boya gibi farklı malzeme ve teknikler ile eserler üreten Erem, resimlerinde serbest temalar işlediğine işaret ederek, "İçimden o sıralar ne geliyorsa, çevremde gördüklerimden, figürlerden kolaj, siyah beyaz çalışmalar, çeşitli türlerde çalışmalar yaptım. Sonra Seta Hidiş atölyesinde 1970'lerde devam ettim. Orada da arkadaşlarla beraber bir stüdyo çalışmaları yaptık." diye konuştu.
Erem, resim sanatına başlayan gençlere de tavsiyelerde bulunarak, "Her zaman resim gibi bir hobi lazımdır. Resme merakı olanların devam etmelerini isterim. Muhakkak geleceği de düşünsünler, günlük yaşantıda da resim insanın içini açma, dökme hissini uyandırır. Hiç ihmal etmesinler. Sanat her zaman için bir yaşam gayesi olmalı." ifadelerini kullandı.
Gözlerindeki rahatsızlıktan dolayı artık resim yapamadığını, fakat çeşitli konularda köşe yazıları kaleme aldığını dile getiren Erem, "Şimdiye kadar 85 yazım var. Haftada bir gün köşe yazısı gibi yazılar yazıyorum. Hayatıma dair yazdığım kitaplar da var. 'Kulaktan Göze-Gözden Ele' başlıklı kitapta bütün aile durumum, kendi hayatım, eğitimim yer alıyor. Ayrıca çeviriler yapıyorum. Orta okulu İngiliz okulunda okudum. Türkçe'den İngilizce'ye tercümelerim de var." dedi.

Akasya Bakım ve Yaşam Merkezi'nde yaşamını sürdüren Erem, ayrıca merkezin kendisinin üretken yaşamına devam edebilmesinde önemli payı olduğunu sözlerine ekledi.

 "Çok özel bir sanatçı"
Gürel Art Space'in yöneticisi Levent Gürel ise sergide Nihal Erem'in 1970'li yıllar ve 1990'lı yılların sonuna kadar ürettiği, 40 eserin sergilendiğini belirtti.
Gürel, galeri olarak Erem'in eserlerini sergilemekten çok mutluluk duyduklarını ifade ederek, "Kendisi gerçekten çok özel bir sanatçı. Hem eserleriyle hem de kişiliği ile hepimizin örnek aldığı bir insan, yaşam enerjisi ile olsun, bakış açısıyla olsun... Gerçekten kendisi hayatı boyunca çok fazla eser üretmiş ve çok hoş işler. Onunla bir sergi yapmak da uzun zamandır aklımızdaydı." değerlendirmesinde bulundu.
Sergi, 10 Şubat'a kadar görülebilecek.

Hukuki Haber 20 Ocak 2018
Ressam Nihal Erem'in retrospektif sergisi açıldı
- Erem: - "Resme merakı olanların devam etmelerini isterim. Muhakkak geleceği de düşünsünler, günlük yaşantıda da resim insanın içini açma, dökme hissini uyandırır. Hiç ihmal etmesinler. Sanat her zaman için bir yaşam gayesi olmalı"
20 Ocak 2018
Ressam Nihal Erem'in retrospektif sergisi açıldı
 0  0
   
İSTANBUL (AA) - Ressam Nihal Erem'in hayatının farklı dönemlerinde ürettiği eserlerden oluşan retrospektif sergisi, sanatseverlerle buluştu.
Gürel Art Space'te izlenime sunulan sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan 92 yaşındaki Erem, resim sanatına çocukluk yıllarında başladığını söyledi.
Erem, kendisinin resme başlamasında babasının ve annesinin büyük bir etken olduğunu belirterek, "Biz 2 kardeşiz. Kardeşim mimar ressam Nejat Erem ile bana, babam, biz çocukken her zaman elimize sulu boya ile ilgili boyalar olsun, fırça olsun, kağıt olsun hepsinden verirdi." dedi.
Sanat hayatı boyunca ürettiği birçok eseri sevdiği insanlara hediye ettiğini dile getiren Erem, şöyle devam etti:
"Hiçbir zaman aklıma gelmedi bir sergi filan açmak ama bugünkü sergi benim 3. sergim ve herhalde son sergim olacak. İlkini 1988 yılında Yapı Kredi Bankası'nın Kazım Taşkent Sanat Galerisi'nde, ikincisini ise 1991 yılında Adana Akbank Kültür ve Sanat Hizmetleri Galerisi'nde açtım. Bu sergiler hep çevremin ilgisi ve teşvikiyle oldu."
- "Sanat her zaman bir yaşam gayesi olmalı"
Kurşun kalem, sulu boya, rapido, pastel, kolaj, guaj, yağlı boya gibi farklı malzeme ve teknikler ile eserler üreten Erem, resimlerinde serbest temalar işlediğine işaret ederek, "İçimden o sıralar ne geliyorsa, çevremde gördüklerimden, figürlerden kolaj, siyah beyaz çalışmalar, çeşitli türlerde çalışmalar yaptım. Sonra Seta Hidiş atölyesinde 1970'lerde devam ettim. Orada da arkadaşlarla beraber bir stüdyo çalışmaları yaptık." diye konuştu.
Erem, resim sanatına başlayan gençlere de tavsiyelerde bulunarak, "Her zaman resim gibi bir hobi lazımdır. Resme merakı olanların devam etmelerini isterim. Muhakkak geleceği de düşünsünler, günlük yaşantıda da resim insanın içini açma, dökme hissini uyandırır. Hiç ihmal etmesinler. Sanat her zaman için bir yaşam gayesi olmalı." ifadelerini kullandı.
Gözlerindeki rahatsızlıktan dolayı artık resim yapamadığını, fakat çeşitli konularda köşe yazıları kaleme aldığını dile getiren Erem, "Şimdiye kadar 85 yazım var. Haftada bir gün köşe yazısı gibi yazılar yazıyorum. Hayatıma dair yazdığım kitaplar da var. 'Kulaktan Göze-Gözden Ele' başlıklı kitapta bütün aile durumum, kendi hayatım, eğitimim yer alıyor. Ayrıca çeviriler yapıyorum. Orta okulu İngiliz okulunda okudum. Türkçe'den İngilizce'ye tercümelerim de var." dedi.
Akasya Bakım ve Yaşam Merkezi'nde yaşamını sürdüren Erem, ayrıca merkezin kendisinin üretken yaşamına devam edebilmesinde önemli payı olduğunu sözlerine ekledi.
- "Çok özel bir sanatçı"
Gürel Art Space'in yöneticisi Levent Gürel ise sergide Nihal Erem'in 1970'li yıllar ve 1990'lı yılların sonuna kadar ürettiği, 40 eserin sergilendiğini belirtti.
Gürel, galeri olarak Erem'in eserlerini sergilemekten çok mutluluk duyduklarını ifade ederek, "Kendisi gerçekten çok özel bir sanatçı. Hem eserleriyle hem de kişiliği ile hepimizin örnek aldığı bir insan, yaşam enerjisi ile olsun, bakış açısıyla olsun... Gerçekten kendisi hayatı boyunca çok fazla eser üretmiş ve çok hoş işler. Onunla bir sergi yapmak da uzun zamandır aklımızdaydı." değerlendirmesinde bulundu.
Sergi, 10 Şubat'a kadar görülebilecek.


Fıtrat Haber 20 Ocak 2018Ressam Nihal Erem'in retrospektif sergisi açıldı
20.1.2018

Ressam Nihal Erem'in hayatının farklı dönemlerinde ürettiği eserlerden oluşan retrospektif sergisi, sanatseverlerle buluştu. 92 yaşındaki Erem, Gürel Art Space'te izlenime sunulan sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulundu.

Memleket e-gazete 20 Ocak 2018
Erem:- "Resme merakı olanların devam etmelerini isterim. Muhakkak geleceği de düşünsünler, günlük yaşantıda da resim insanın içini açma, dökme hissini uyandırır. Hiç ihmal etmesinler. Sanat her zaman için bir yaşam gayesi olmalı"
İSTANBUL (AA) - Ressam Nihal Erem'in hayatının farklı dönemlerinde ürettiği eserlerden oluşan retrospektif sergisi, sanatseverlerle buluştu.
Gürel Art Space'te izlenime sunulan sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan 92 yaşındaki Erem, resim sanatına çocukluk yıllarında başladığını söyledi.
Erem, kendisinin resme başlamasında babasının ve annesinin büyük bir etken olduğunu belirterek, "Biz 2 kardeşiz. Kardeşim mimar ressam Nejat Erem ile bana, babam, biz çocukken her zaman elimize sulu boya ile ilgili boyalar olsun, fırça olsun, kağıt olsun hepsinden verirdi." dedi.
Sanat hayatı boyunca ürettiği birçok eseri sevdiği insanlara hediye ettiğini dile getiren Erem, şöyle devam etti:
"Hiçbir zaman aklıma gelmedi bir sergi filan açmak ama bugünkü sergi benim 3. sergim ve herhalde son sergim olacak. İlkini 1988 yılında Yapı Kredi Bankası'nın Kazım Taşkent Sanat Galerisi'nde, ikincisini ise 1991 yılında Adana Akbank Kültür ve Sanat Hizmetleri Galerisi'nde açtım. Bu sergiler hep çevremin ilgisi ve teşvikiyle oldu."
- "Sanat her zaman bir yaşam gayesi olmalı"
Kurşun kalem, sulu boya, rapido, pastel, kolaj, guaj, yağlı boya gibi farklı malzeme ve teknikler ile eserler üreten Erem, resimlerinde serbest temalar işlediğine işaret ederek, "İçimden o sıralar ne geliyorsa, çevremde gördüklerimden, figürlerden kolaj, siyah beyaz çalışmalar, çeşitli türlerde çalışmalar yaptım. Sonra Seta Hidiş atölyesinde 1970'lerde devam ettim. Orada da arkadaşlarla beraber bir stüdyo çalışmaları yaptık." diye konuştu.
Erem, resim sanatına başlayan gençlere de tavsiyelerde bulunarak, "Her zaman resim gibi bir hobi lazımdır. Resme merakı olanların devam etmelerini isterim. Muhakkak geleceği de düşünsünler, günlük yaşantıda da resim insanın içini açma, dökme hissini uyandırır. Hiç ihmal etmesinler. Sanat her zaman için bir yaşam gayesi olmalı." ifadelerini kullandı.
Gözlerindeki rahatsızlıktan dolayı artık resim yapamadığını, fakat çeşitli konularda köşe yazıları kaleme aldığını dile getiren Erem, "Şimdiye kadar 85 yazım var. Haftada bir gün köşe yazısı gibi yazılar yazıyorum. Hayatıma dair yazdığım kitaplar da var. 'Kulaktan Göze-Gözden Ele' başlıklı kitapta bütün aile durumum, kendi hayatım, eğitimim yer alıyor. Ayrıca çeviriler yapıyorum. Orta okulu İngiliz okulunda okudum. Türkçe'den İngilizce'ye tercümelerim de var." dedi.
Akasya Bakım ve Yaşam Merkezi'nde yaşamını sürdüren Erem, ayrıca merkezin kendisinin üretken yaşamına devam edebilmesinde önemli payı olduğunu sözlerine ekledi.
- "Çok özel bir sanatçı"
Gürel Art Space'in yöneticisi Levent Gürel ise sergide Nihal Erem'in 1970'li yıllar ve 1990'lı yılların sonuna kadar ürettiği, 40 eserin sergilendiğini belirtti.
Gürel, galeri olarak Erem'in eserlerini sergilemekten çok mutluluk duyduklarını ifade ederek, "Kendisi gerçekten çok özel bir sanatçı. Hem eserleriyle hem de kişiliği ile hepimizin örnek aldığı bir insan, yaşam enerjisi ile olsun, bakış açısıyla olsun... Gerçekten kendisi hayatı boyunca çok fazla eser üretmiş ve çok hoş işler. Onunla bir sergi yapmak da uzun zamandır aklımızdaydı." değerlendirmesinde bulundu.
Sergi, 10 Şubat'a kadar görülebilecek.
AA
Kon Haber 21 Ocak 2018
Ressam Nihal Erem'in retrospektif sergisi açıldı
Erem: "Resme merakı olanların devam etmelerini isterim. Muhakkak geleceği de düşünsünler, günlük yaşantıda da resim insanın içini açma, dökme hissini uyandırır. Hiç ihmal etmesinler. Sanat her zaman için bir yaşam gayesi olmalı"
Eklenme :21 Ocak 2018 20:30
İSTANBUL (AA) - Ressam Nihal Erem'in hayatının farklı dönemlerinde ürettiği eserlerden oluşan retrospektif sergisi, sanatseverlerle buluştu.

Gürel Art Space'te izlenime sunulan sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan 92 yaşındaki Erem, resim sanatına çocukluk yıllarında başladığını söyledi.

Erem, kendisinin resme başlamasında babasının ve annesinin büyük bir etken olduğunu belirterek, "Biz 2 kardeşiz. Kardeşim mimar ressam Nejat Erem ile bana, babam, biz çocukken her zaman elimize sulu boya ile ilgili boyalar olsun, fırça olsun, kağıt olsun hepsinden verirdi." dedi.

Sanat hayatı boyunca ürettiği birçok eseri sevdiği insanlara hediye ettiğini dile getiren Erem, şöyle devam etti:
"Hiçbir zaman aklıma gelmedi bir sergi filan açmak ama bugünkü sergi benim 3. sergim ve herhalde son sergim olacak. İlkini 1988 yılında Yapı Kredi Bankası'nın Kazım Taşkent Sanat Galerisi'nde, ikincisini ise 1991 yılında Adana Akbank Kültür ve Sanat Hizmetleri Galerisi'nde açtım. Bu sergiler hep çevremin ilgisi ve teşvikiyle oldu."

- "Sanat her zaman bir yaşam gayesi olmalı"

Kurşun kalem, sulu boya, rapido, pastel, kolaj, guaj, yağlı boya gibi farklı malzeme ve teknikler ile eserler üreten Erem, resimlerinde serbest temalar işlediğine işaret ederek, "İçimden o sıralar ne geliyorsa, çevremde gördüklerimden, figürlerden kolaj, siyah beyaz çalışmalar, çeşitli türlerde çalışmalar yaptım. Sonra Seta Hidiş atölyesinde 1970'lerde devam ettim. Orada da arkadaşlarla beraber bir stüdyo çalışmaları yaptık." diye konuştu.

Erem, resim sanatına başlayan gençlere de tavsiyelerde bulunarak, "Her zaman resim gibi bir hobi lazımdır. Resme merakı olanların devam etmelerini isterim. Muhakkak geleceği de düşünsünler, günlük yaşantıda da resim insanın içini açma, dökme hissini uyandırır. Hiç ihmal etmesinler. Sanat her zaman için bir yaşam gayesi olmalı." ifadelerini kullandı.

Gözlerindeki rahatsızlıktan dolayı artık resim yapamadığını, fakat çeşitli konularda köşe yazıları kaleme aldığını dile getiren Erem, "Şimdiye kadar 85 yazım var. Haftada bir gün köşe yazısı gibi yazılar yazıyorum. Hayatıma dair yazdığım kitaplar da var. 'Kulaktan Göze-Gözden Ele' başlıklı kitapta bütün aile durumum, kendi hayatım, eğitimim yer alıyor. Ayrıca çeviriler yapıyorum. Orta okulu İngiliz okulunda okudum. Türkçe'den İngilizce'ye tercümelerim de var." dedi.

Akasya Bakım ve Yaşam Merkezi'nde yaşamını sürdüren Erem, ayrıca merkezin kendisinin üretken yaşamına devam edebilmesinde önemli payı olduğunu sözlerine ekledi.

- "Çok özel bir sanatçı"

Gürel Art Space'in yöneticisi Levent Gürel ise sergide Nihal Erem'in 1970'li yıllar ve 1990'lı yılların sonuna kadar ürettiği, 40 eserin sergilendiğini belirtti.

Gürel, galeri olarak Erem'in eserlerini sergilemekten çok mutluluk duyduklarını ifade ederek, "Kendisi gerçekten çok özel bir sanatçı. Hem eserleriyle hem de kişiliği ile hepimizin örnek aldığı bir insan, yaşam enerjisi ile olsun, bakış açısıyla olsun... Gerçekten kendisi hayatı boyunca çok fazla eser üretmiş ve çok hoş işler. Onunla bir sergi yapmak da uzun zamandır aklımızdaydı." değerlendirmesinde bulundu.


Sergi, 10 Şubat'a kadar görülebilecek.

Sunday, March 11, 2018

FAALİYET


Yaşamın en durgun olduğu sanılan anlarda bile, gizli bir faaliyet sürüp gitmekte. Çünkü bütün aleme hayat kaynağı olan o enerji hiç ara vermez, bitmez, tükenmez. Lakin o faaliyet bazen gaflete düşürür. Aktiviteler birbiriyle tersmiş gibi uyuşmamış gibi görünürler. Oysa onlar bir bütünün parçalarıdır. Hepsi yerine oturunca tablo meydana çıkar. Lakin zaman zaman fark edilemiyor. Belki sadece boyut veya eylem değişir. O tezahürat algılanır.

En önemli organlardan biri olan (Beyin)’in ürettiği düşünce maddi gözle görülmez. Buna rağmen bütün gidişata yön verir. Çünkü her birey kendi beyninin etkisiyle öz kişiliğini bulur ve ana tablodaki görevini yerine getirir.

Yine beyine, akıla bağlı olan sinir sistemi aracılığı ile iç ve dış organların ilişkisi kuruluyor. Görülen aktivitelerle yaşam kendi yolunda ilerliyor. Ve fikir eyleme dönüşüyor. Kişi kendi öz benliğine göre çalışma alanı seçiyor. Bazılar spor gibi faaliyetlerden hoşlanıyor. Doğa kudretini yenmeye çalışıyor.  İnsan gücü yetmediği yerde beyin ürünü akıl ve bilgi sayesinde amaca yaklaşılıyor. Uğraşlar başarılı olursa insanlar faaliyete devam ediyorlar. Eylemler sürerken doğanın armağanı olanları yok etmek ise binilen dalı kesmeğe benziyor. Zira faaliyet için besine ihtiyaç var. Her canlıda besin için toprağa muhtaç. Onun oluşması ise milyonlarca yıl sürmüş. Ziyan edilmemeli. Güneş, hava, rüzgar, yağmur her bir zerrenin oluşumda payı var. İnsanların aktiviteleri yedikleri çeşitli besinlere bağlı. Doğa bitkileri, ağaçları toprakta büyütürken insanların faaliyeti yardımcı oluyor.

Bu yerel tahıl, sebze, meyve yetiştiriciliği dışında besicilik, balıkçılık avcılık gibi uğraşlar da aile boyu aktiviteler sosyal durum değiştikçe üretimin yetişmez olduğu görüldü. Aile tarafından yürütülen küçük işletmeler kooperatiflere dönüştü. İş ticaret haline geldi. Zaten yiyeceklerin çoğu yenecek hale gelmeden önce birçok işlemden geçiriliyor. Bunların hepsi bir sanayi dalı oluyor.

Süt, yoğurt, peynir, zeytin, bal, reçel, sucuk. Hatta balık, et, tavuk, yumurta tesislerde fabrikalarda  üretiliyor. Oralarda çalışmaları karşılığında hayatlarını kazanıyorlar. Arılar da çalışıp yoruluyorlar.

Bütün gün güzel kokulu bir çiçekten diğerine uçarak kış için bal özü topluyorlar. Sonra onu mühendisliği de yaptıkları altı köşeli balmumu peteklere doldurup kışı beklerken konuklar geliyor. Cömert arılar hiçbir karşılık beklemeden emeklerinin çoğu ikram ediyorlar.


İnsanlar ise yapay bal için çok pahalı diyorlar.

Thursday, March 8, 2018


8 MART 2018 (KADINLAR GÜNÜ)


Yıllar ilerledikçe yaşam koşulları değişiyor. Kavramlar da etkileniyor. Kadının toplumdaki yeri çeşitli evreler geçirenlerden biri. Zaman içinde, ilahe olmuş. Bütün kudreti elinde tutmuş. Ama ana analık niteliğine rağmen savaşlara engel olamamış. Yuvasına çekilmiş. Başını eğmiş.

Bunda sadece erkeğin bedensel gücü, sahip olma bencilliği ve kazanma tutkusu değil Kadının kendi payı da var. Doğal yapısı gereği daha narin, duygulu ve güzelliğe meraklı olan kadınlar ev hayatını anne olmayı seçmişlerdir. Kendilerini ve çevrelerini süslemeyi severler. Tarihi kalıntılar aynalar makyaj malzemeleri takılar, vücutta yapılan dövmeler, ameliyatlar gibi izler kanıtlardır.

Fakat bütün bu uğraşlar içgüdüsel  anne olma ve çocuk sevgisini karşılamıyor. Bu yüzden bazı aileler doktorlara baş vuruyorlar. Özverilerde bulunuyorlar. Eski geleneklerde şefkat ve çocuk sevgisi, aile bağları daha kuvvetliydi. Yabancı bile olsa çocuğa ilgili davranmak garip sayılmazdı. Oysa bugün kadınlar çocuklarını kaç yaşında olurlarda olsunlar korumak zorunda kalıyorlar. Kadınlar kendileri de tehlike altındalar.


Eskiden kapalı toplumlar da eğitimli  kadınların hiç değilse okuya bilenlerin sayıları çok azdı. Cumhuriyetle beraber, yeni Türk alfabesi ve Atatürk’ün kadınlara verdiği sosyal haklar okuyup meslek sahibi olanlar hızla çoğaldı. Avukatlar savcılar, hakimler Türkiye’nin her yerinde görev aldılar adalet dağıttılar. Şimdi ise evlatları, hemcinsleri büyük bir saldırı altında. Eli bıçaklı, silahlı, uyuşturucu kullanan, gözü dönmüş  sapıkların tehdidi altındalar. Tutuk evleri tıklım tıklım dolu yenileri yapılıyor. Bu dehşet veren durumu sona erdirecek olanlar yine kadın hukukçular, gazeteciler, öğretmenler ve bütün kadınlar. Korkmayalım. Kadınlar isterse başarılır.

Friday, January 5, 2018



Blog sayfamı takip eden tüm dostlarımı 
20 Ocak 2018 tarihli Retrospektif Sergime bekliyorum.

Saygılarımla,

Nihal Erem



Gürel Art Space
Fenerbahçe, Eflatun Sokak No:5/A Kadıköy İstanbul

Wednesday, January 3, 2018

(İYİ) Mİ?


Sevgili ailem ve sayın okuyanlar.
22 Aralık 2017 Cuma akşamı, sayın Uğur Dündar’ın  (HALK ARENASI) programını dikkatle dinledim, çünkü (92) yaşında ve göremeyen diyabetli bir kadınım. Şimdi sadece ışığı, siyah beyazı fark ediyorum. Elektronik bir ekranla okuyup yazıyorum.

Programın konuğu: (İYİ PARTİ) kurucusu sayın Meral Akşener’di ,çok etkilendim. Bir anda içimde yazma isteği uyandı. Eskiyi düşündüm. Bilincim kıyaslama yapacak kadar yerinde. Yaşamdan kopmuş değilim. Gelişmelerden yararlanmak çok faydalı.

Şimdi izninizle kendi koşullarımdan bahsediyorum.
1926 yılında İstanbul’da doğdum, eğitimcilerden oluşmuş bir aileye ait olduğum için şanslı ve mutluyum. Babam 1888 doğumlu Ord.Prof. (M.H.E) annem 1901 doğumlu öğretmen (A.S.E) Ablası (İNAS DARÜL FÜNUN)’nun ilk bitirenlerinden, Türkiye'nin ilk kadın Kimya öğretmenlerinden, (H.E.İ) ve eşi (A.E.İ) tarih öğretmeni. Dedem beş kızını da okutmuş ve Atatürk okullarındaki çağdaş öğretmenler olarak yetiştirmiş. Ve o dönemin diğer akraba genç kız ve erkekleri meslek sahibi olup kalkınan Türk Cumhuriyeti'nde görev almış hizmet etmişlerdi.

Onlardan bir kuşak sonra olan ben ise, sevgili Atatürk’ün ön görüşüne dayanılarak hazırlanan çağdaş eğitim sistemi, Yeni Türk Alfabesi ve aydın öğretmenler sayesinde ilkokul dönemini rahatlıkla tamamladım. Liseyi bitirdim. İngilizce çeviri yapabildim. Ressam olarak, iki kişisel sergi açtım. Üçüncüsü yakında. Son bir çaba, çünkü (57) senelik diyabet hastalığı dolayısıyla göremez oldum direndim. Torunlarımdan çok yetenekli, dört küçük çocuğun ninesiyim.

Şimdi vicdanıma soruyorum. Yurduma ne faydam oldu? Hiçbir resmi görev almadım. Fakat Atatürk ilkelerine, Laik Cumhuriyeti'mize, hep inandım ve sadık kaldım. O günlerde kadınlara şiddet ve saldırı, aşağılama yoktu. Gençlerin elinde bıçak, tabanca bulunmazdı. İlkokul çocukları uyuşturucu nedir bilmez, vatan sevgisine birlik ve kardeşliğe önem verilirdi.

Çağdaş demokrasinin gelişmesi için çok partili rejime geçildiğinde, kritiklerde kullanılan dil terbiye sınırını aşmazdı, tehdit edilmezdi.

Kişisel ilgim siyasete değil sanata, üretime yönelikti. Artık yapamadığımı anlayana dek resime devam ettim.

Ne yazık ki sosyal ortam değişti. Gerek kişisel, gerekse uluslar arası insan bencilliği, sınırları aştı. Savaşlar, terörizm, silah üreticilerinin kazancı uğruna sürüp gidiyor.

Eski sosyal davranışlar, dürüst ilişkiler, hak, hukuk dostluk unutuldu. Huzurlu, yaşam özlenir oldu.

İnançların siyasete karıştırılmasıyla, kadınlar (Toplum yarısının gücünden) yoksun bırakılıyor.

Bu yüzden (İyi Parti) kurucusu sayın (Meral Akşener)’in atılımıyla mutlu oldum. Çünkü o Türkiye Cumhuriyeti’nin öncü yönetimi tarafından ücretsiz eğitilmiş bir öğretmen. Geriye dönüş fikrine karşı, biz kadınlarında el ele vermekte geciktiğimiz için kendimi de suçlu buluyorum. Ancak gelecek kuşakları karanlığa gömmemek için. Annelerin, öğretmenlerin seslerini duyuracak (İyi Parti) gibi bir örgütlenme yoktu. Sayın Meral Akşener içtenlikle harekete geçti. (İyi Parti)’nin kurucusu olarak açık bir dil ve tatlı bir sesle konuştu. Hatta: (Ne bileyim) gibi bir halk deyimini bile kullandı. Yemin etti. Tonlamasıyla adeta sağ duyusunu ispatladı. Sayın Akşener. Sen öğretmensin, bilirsin doğru yolu seçersin, anasın. Kadınsın denenmeye değersin. Çünkü (iyi) niyetlisin.