KUTLAMALAR
Semavi Dinler tarafından kabul edilmiş Ramazan, Kurban, Noel
ve Hamursuz gibi bayramlar dışında, kutsal diye önerilmiş hiçbir özel gün ve
tarih olmadığı belirtiliyor.
Ancak topluluklarda
yer almış Kandil, Aşure, Nevruz, Şükran Günü, Yeni Yıl ve Anneler, Babalar,
Öğretmenler Günü gibi seçilen günler de olduğu bir gerçek.
Böyle kutlamaların sosyal bakımdan yakınlaştırıcı,
birleştirici, duygusal yararlar getirdiğine ve devam etmelerinin iyi olacağına
inanıyorum.
Fakat bunlara fanatik yorumlar eklememek, saplantıya
dönüştürmemek yine insanların sorumluluğu...
Bahşedilmiş en büyük mucizelerden biri olan akıl başa
alınmak koşuluyla yapılan kutlamalar yaşama neşe katan ümit ve anlam sunan
olaylar...
Çocukluğumdan beri aile ortamımızda ve çevremizde kandiller
kutlanırdı.
Akşam olunca komşu çocuklar ellerinde mumların aydınlattığı
kağıt fenerle kapıları çalar:
‘Yağ parası, mum parası’
Akşam oldu, kandil parası’
diye mani söylerler, harçlık toplarlardı...
Böyle günler ay takvimine bağlı oldukları için değişik
mevsimlerde de olurdu. Herkes kandili tebrik eder, büyüklerin elleri öpülür,
hayırlı dualar edilirdi. Artık yok.
Bizim ailemizde doğum günleri de kutlanırdı. Toplantı
yapılır, çaylar içilir, tatlı, tuzlu şeyler ikram edilir, hediyeler verilirdi.
O gün doğan için sevildiğini bilmek büyük mutluluktu.
İleri yıllarda torunlarımın doğum günlerinden pastalarını
evde elimle değişik şekillerde yapmaya çabalamak beni hiç yormadı. Aksine
canlılık kattı.
Küçüklüğümde de, Yılbaşı’na giriş hep bizim evimizde kutlanırdı.
O zaman yuvalarda konuk ağırlamak zahmet sayılmıyordu. Anneannem, annem,
teyzelerim gençtiler. Hevesliydiler. Misafirler için yapılacak çalışmalarda
herkese iş düşüyordu.
En zor işlerden biri ise, o akşam evde bulunacak her bireye
yetecek sayıda çeşitli değerde hediyeyi bulup, alıp, piyangoya koymaktı.
Yeme içme, gülme söyleme dışında, tavla, tombala, bazı kağıt
oyunları gibi eğlencelere katılan büyüklerimiz yanında biz çocuklar gülmek
kıkırdamak için bahane arıyorduk. Belki de toplantının sonunu beklemeden uyuyup
kalıyorduk. Böylece, diğer aile birimleri, Yıl Başı’nın bizde olmasını doğal
sayar olmuşlardı.
Meğer aradan seneler geçmiş!..
Ailemizin çınarı anneannem vefat etmiş. Annem ve teyzelerim
orta yaşa gelmişler...Yılbaşı ilk defa evimizde, kimse çağrılmadan kendi
aramızda kutlanıyor.
O beraberliği özleyen aile grupları yavaş yavaş sıraya
girip, sene başı kutlamalarının, kendi evlerinde de yapılmasını öneriyorlar.
İşte bu gelişme sonucu daveti yapan her aile grubu
kutlamalara bazı yenilikler kattılar. Fakat bütün enerjisiyle almayı sürdüren
teyzemin getirdiği çeşitli değerde formdaki objeleri, içlerindeki şeyleri belli
etmeyecek şekilde paketleme işi, artık genç bir anne olan bana kalmıştı.
Hepsini sürpriz olarak davete götürüyorduk.
Paketler açıldıkça bazı yüzler güler, bazıları hediyelerini
aralarında trampa eder, bazıları da kahkahalar atardı. Bunlar artık gece 24’de
çekilecek Milli Piyangonun hiç değilse amortisi çıkması dilekleriyle sona
ererdi.
Şimdi yeni gelecek 2017 yılının bütün dünya ülkelerine ve uluslara
barış, huzur, sağlık ve ‘İNSAN’ olma kavramını benimseme ideali getirmesini en
içten duygularla yakarıyorum.


